TEK KALE MAÇ
Kültürlerin ve Dinlerin hemen hemen tamamı fetihlerle gelişme şansı bulmuştur. Yenilerek yok olmaktansa fethedenin din ve kültürünü zorla kabul eden toplumların önceki kültürlerinin yok olduğu pek çok örnekle ortadadır. Pek çok toplumun giyim tarzı , kişiler arası ilişkileri ve toplumsal kuralları böylelikle değişmiştir. Egemen güç bunu yavaş yavaş dayatırken yaşanan değişiklikleri uygarlık olarak tanımlamıştır.
Bütün emperyalist güçler aynı yolu kullanmışlardır. Kendi yaşam biçimlerini dayatmalarının tek mazereti bu yaşam biçiminin uygar olduğu iddiasıdır.
Fethedilen toplumun önderleri yok edildikten sonra geriye kalanlar yeni efendilerinin dayattığı yaşam biçiminin daha uygar olduğunu kolayca kabullenmekteydiler. Bu artık efendi köle ilişkisinin yeni başlangıcı olmaktaydı. Günah olmayanı yani sevap ve ödüllendirici olanı öğreten yeni efendinin dediklerini yapmak onun gibi yaşamak gerekmekteydi. Üretim ve bölüşüm artık ona doğru yolu öğreten yeni efendinin gösterdiği biçimde yapılacaktı. Bu sürec ekonomik sömürüyü de beraberinde getirmekteydi. Tabii ki yeni efendiye yeni vergiler ve asker de vermek gerekecekti. Artık kadınların ve erkeklerin geleneksel giyim tarzları değişmekte, mirastan evlenmeye kadar bütün gelenekler yeni kutsal kurallara göre yeniden tanzim edilmekteydi. Zaman çabuk geçecek yeni yaşam biçimi eski kültürü tamamen yok edecekti. Artık eski giysiler, silahlar, totemler, tanrılar nostaljik birer anı olarak gizlenecekti. Bazen bunların bir kulübede ele geçmesi büyük bir suç olarak cezalandırılacaktı. Sadece çaresizlik içindeki Nijer yerlileri veya Orta Asya göçerleri gibi bazı toplumlar yağmur duası gibi genel olmayan törenlerde eski giysilerini giyebilecek ya da eski totemlerinden medet umacaklardı. Yüz yıllar sonra turistik gösteri olarak yapılan danslar ve sergilenen objeler geçmişten bu güne ancak ulaşabilenler olacaktı. Kaybolan ve unutulan değerlerin ışığı ise uzayın sonsuzluklarında yolculuk yapmaya devam edeceklerdi.
Günümüzde de aynı devran dönmekte, efendiler değiştikçe durmadan değiştirdiğimiz yaşam biçimimiz ve kültürümüz de değişmekte, yozlaşmaktadır. Yeni efendimiz Amerika- Batı Avrupa’ nın dayattığı biçimde giysilerimizi, evlenme törenlerimizi, cenaze törenlerimizi yani aklınıza gelen her türlü yaşam biçimimizi hatta sevişmelerimizi bile değiştirmek zorundayız. Bazen bunun adı uygarlık olur, bazen medeniyet olur, moda olur, ama hepsi sonunda dayatmadır. Ekonomik olarak güçlü olan ve doğal olarak siyasi ve askeri alanda da güçlü olan taraf diğer tarafa bütün ekonomik kuralları dayattığı gibi toplumsal kuralları da dayatır. Diğer taraf da bunu ne ret edebilir ne de tartışabilir.Zaten kendisine sunulan bu model bir güçlü tarafından uygulandığı için hayranlık beslemektedir. Hevesle kabul eder. Böylece sömürü sisteminin devam etmesi için silah zoruna pek fazla gerek kalmaz.
Aslında güçlü olanın egemen olması insanoğluna pek yabancı bir olay değildir. Egemen olan ile egemen olunan ve yok edilen kültür sahibi toplumlar ve kişiler de aynı karakterdedir. Aksi halde bu güne kadar canlı kalabilmesi mümkün olamayacaktı. En uygar olmaya çalıştığımız ilişkilerde dahi güçlünün kazanması ilkesi mevcuttur. Bütün canlılarda evrim, güçlünün ve akıllının yaşayabilmesi kuralına dayanmakta değil mi? Adalet güçlüden beklenir, güce hayranlık insanın içgüdüsüdür. Polis sükuneti güç kullanarak sağlar. Babalar güçlü olduğu için aile reisidir. Ailenin kurulması bile kadının erkeğin gücüne ihtiyaç duymasından kaynaklanmıştır. Güzel, güçlü ve sağlıklı olanla çiftleşmek istemiyor mu bütün canlılar ? Demek ki güçlü olan diğerini egemenliği altına alıyor, hatta güçsüz olanın yaşama sansı bile yok, bu kaçınılmaz evrim yasası hayatın en küçük noktasını dahi etkilemekte.
İyimser tahminime göre, 50 yıl içinde Dünya tek tip elbise giyen tek dil konuşan aynı müziği dinleyen aynı yemekleri yiyen insanlar topluluğu haline gelecektir. Farklı inançlar, farklı kültürler maalesef yok olacaktır. Müslüman Hıristiyan ve Budistler farkında olmadan aynı şekilde ibadet edecekler. Unesco’nun farklı kültürleri yaşatma gayretleri sadece Turizm ve eğlence sektörü için malzeme olacaktır. Alın çarpıcı bir örnek size; Amerika’ya beyaz adam ayak bastığında 10 milyon yerlinin yaşadığı kabul ediliyor. Bu gün ise sayıları sadece Bir milyon ve yarısı işsiz. Batının kültürel ve ekonomik istilası çok kolay ilerliyor. Zayiat ve kayıp söz konusu değil. Pürüz çıkan bölgelerde ise derhal askeri çözüm uygulanıyor. Tek kale maç. Goller hep bizim kaleye. Acaba kaç yıl sonra Anadolu’da doğacak çocuklara Amerikan isimleri konacak ve anadilimiz İngilizce olacak ?Murat YANPAR
Sunday, January 7, 2007
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment